Bilimar

Hakkımızda

Bilimsel Araştırmalar ve Stratejik Analizler Merkezi (Bilimar), Türkiye’nin karşılaştığı; siyasi, sosyal, ekonomik Devamı...

HİZMETLERİMİZ

Günlük siyasi ve sosyal gelişmelerin yanı sıra orta ve uzun vadeli yaklaşım gerektiren konularla ilgili kapsamlı Devamı...

VİZYON

Türk bilim hayatına özellikle sosyal bilimler alanında katkıda bulunmak, Türkiye'nin bilimsel çalışmalarda Devamı...

HEDEFLER

1 Haziran 2012 yılında kurulan merkezin ağırlıklı olarak hedefi; uygulanan ya da uygulanması gereken Devamı...

CARİ AÇIK MESELESİ

19.11.2013

Giray ERGİN

Prof. Dr. Eser Karakaş Star Gazetesi’ndeki yazısında üretim artışı ile beraber cari açığın artmasını “Yaşasın cari açık artıyor” diye sevinçle karşılamış, cari açık imalat sanayi üretim endeksi artarken artıyorsa bunun olumlu bir gelişme olduğunu ifade etmiş.

 

 

 

 

Üretim girdileri ithal ediliyorsa, doğal olarak üretim artarken de cari açık artar. Ama bu alkışlanacak bir durum değildir. Üretimin ve tabii ki ihracatın bunu karşılayacak düzeyde değil demektir henüz. Uluslararası ticaret, ihracatın ithalatı geçiyorsa bir anlam ifade eder, tabii ki Gümrük Birliği de. Cari açığa dayalı talep finansmanı, ithalat yaptığın ülkelerin politik ve ekonomik durumuna göbekten bağlıdır. En çok dış ticaret yaptığımız bölge AB ülkeleri olduğuna göre onların ekonomik açıdan sallanması ihracatımızı da etkiler. Biz de döviz çıktılarımız ve borçlarımızla baş başa kalırız. Türkiye'nin sorunu da budur zaten.

İç talebin tatmininden elde edilen gelir ithalat giderini aşmadığı, bu aşma sürecinde üretilen mallar için iç talep tükenirse, gelir gider dengesini ihracatla karşılamadığın sürece üretim artışı bir şey ifade etmez. Hoca buralara pek girmemiş. Yabancı yatırım çekelim diyerek üstü kapalı temasta bulunmuş ama yabancı yatırım beraberinde döviz çıkışı da getirir(kar transferi mesela). Yani (döviz girişi+ üretim kaynaklı iç ve dış satım gelirleri) - (döviz çıkışı + ithalat giderleri vs.)> 0 olursa yabancı yatırım da bir anlam ifade eder.

Olası işsizlikleri de hesaba katmakta fayda var zira Türkiye'ye dış sermaye girişi doğrudan yatırımdan ziyade var olan bir Türk şirketini almak şeklinde cereyan ediyor. Bu da beraberinde işten çıkarmaları da getirebiliyor. Yeni istihdam olanağı çıkarırsa yabancı yatırım önemlidir aksi halde toplumsal barışa hizmet etmez. Hukuk normlarının AB seviyesine çıkarılması yabancı yatırımı çeker mi ondan çok emin değilim. Ucuz iş gücünün ve çalışma koşullarının nispeten ağır olduğu ülkeler gelişmiş ülke sanayi yatırımcıları için idealdir. Bizim haftalık çalışma saatimiz (45 saattir kendisi) AB ortalamasının neredeyse 10 saat üzerindedir. Böyleyken yatırımcı çekemezken, AB ortalamasına gelince hiç çekemeyiz. Türkiye tüketici düzeyinde önemli bir potansiyel, yabancı üreticiler için ideal ama daha ucuza başka yerlerde üretip, sana ithal ettirerek satmak varken, niye ilave üretim maliyetine girsin ki. Dolayısıyla bütün bunların iyi hesap edilmesi ve önceliğin iç üretimin teşvik edilmesine verilmesi lazım. Aksi halde üretim artarken cari açığın artmasına daha çok seviniriz hoca gibi:))

Yorum göndermek için lütfen giriş yapın.